Evde Yaşam Günlerinde Markalar Nasıl Bir Yol İzlemeli?

Dünya 2020’nin ilk üç ayını küresel bir salgınla mücadele ederek geçirdi. Çin’in Wuhan şehrinde başlayıp bütün dünyayı etkisi altına alan korona virüs hem markalara hem de işletmelere birçok şey öğretti. Örneğin, krize hazır mısınız? Kriz yönetimi için bir planınız var mı? Bu plan ne kadar sürdürülebilir? İş modelinizi krize uygun hale getirebilir misiniz? Bunun gibi birçok temel soruların cevaplarıyla markalar eksiklerini görmüş oldu. 

Covid-19’la Mücadele

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid -19 salgını insanlar arasında temas yolulyla bulaşıyor. Virüsün daha fazla kişiye bulaşmaması için uzmanlar sosyal mesafeyi korumayı öneriyor. Kalabalık ortamlarda bulunmamak, toplu taşıma araçlarını mümkün olduğu kadar az kullanmak, maske ve eldivensiz sokağa çıkmamak bireysel olarak alınacak temel önlemlerin başında geliyor. Peki markalar Covid-19’la nasıl mücadele etmeli ve neler yapmalı?

Korona virüsü insan sağlığını ciddi derecede tehlikeye atması iş dünyasına adeta kriz yönetimi dersi veriyor. Markaların, bu salgını olağanüstü bir süreç olarak algılayıp beklenmedik durumlara karşı neler yapabileceğini belirlemeliler. Çünkü krizi iyi yönetebilen firmalar uzun vadede her zaman kazanır.

Kriz yönetimi krize hazırlıklı olmayı da içeriyor. Olası kriz veya olağanüstü durumlarda iletişimi sağlamak adına bir kriz ekibi kurulmalı. 

Virüs salgını, deprem, yangın veya herhangi bir doğal afet çalışanları iş yerinden ayırabiliyor. Bu yüzden markanın iş modelinin evden çalışmaya uygun olup olmadığını belirlemeli, mümkünse koşulları buna uygun hale getirmeli. Örneğin, perakende sektörünün liderleri AVM ve çeşitli fiziki mağazaları kapatıp tamamen e-ticarete yöneldiler. 

Home office çalışma modeli, Nike, Adidas gibi küresel markaların uzun zamandır denediği bir şeydi. Çalışanlarının çalışma şeklini ayda/haftada bir kere evlerinden çalışacakları şekilde düzenlemişti. Bu düzenleme dijital çağa ayak uydurmak, çalışanların motivasyonunu sağlamak, ekonomik ve fiziksel olarak küçülmeye gitmek gibi amaçlar taşıyordu. Bunların dışında Google ve Facebook da çalışma şeklini home office şekline çevirdi. Facebook, reklam vermede sorun yaşayan kullanıcılarına, çalışanlarının çalışma şeklini değiştirdiğini ve bu yüzden aksaklık yaşanabileceğini ifade etti.

Bunun yanında müşteri memnuniyeti her zaman önemlidir. Bu süreçte markalar, müşteriler ile iletişimi koparmamalı ve süreçten haberdar etmeliler. Ayrıca mümkün olduğu kadar toplumsal hizmet eylemlerini derinleştirmeliler. Kullanıcı, markanın topluma karşı duyarlı olduğunu ve olağanüstü durumlarda yanında olduğunu bilmek ister. Bu durumda markanın gösterdiği olumlu tutum kullanıcıya da yansır. Bu süreçte de en iyi örnek Yemeksepeti olarak verilebilir. 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkma yasağına karşı Yemeksepeti, onlara Banabi ile hizmet vereceklerini duyurmuştu. Ve Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın, corona ile mücadele çevresinde kullanılmak için Sağlık Bakanlığı’na bağış yaptığını da Twitter üzerinden bildirmişti. Daha önce Elazığ’da meydana gelen depremde evlerini kaybeden ve devletin yardımlarının ulaşamadığı yerlere ulaştırmak üzere kullanıcılarına yardım çağırısında bulunmuştu.