Karantina Dönemi Mobil İnterneti Zirveye Taşıdı

GroupM Türkiye, pandemiyle beraber tüketicilerin mobil kanallara çok daha yoğun bir şekilde yönelmesini rakamlarla ortaya koydu. 
 

Desktop yerine “Mobil İnternet” son dönemlerde de sıklıkla duyulan bir kavram haline gelirken özellikle pandemi dönemi sonrasın- da tüketicilerin temassız çözüm ihtiyacı mo- bildeki yükselişi oldukça hızlandırdı. Pandemi öncesi ve sonrası döneme baktığımız zaman, COVID-19 bir çok alanda yaşananın aksine tüketicileri mobil kanallara her zamankinden daha fazla yönlendirdi ve kulla- nımını daha da arttırdı.
 
Peki neden internet için mobil tercih ediliyor? Pandemi öncesine gittiğimiz zaman, tüketiciler teknolojinin uzay çağını yaşadığı son dönemlerde doğal olarak laptop veya PC’den sürekli websitelerinin ara yüzü üzerinden internete girerken zorlanıyor. Akıllı telefonlarda artık takip dahi edilemeyen hızdaki gelişmeler, mobil deneyimin her yeni çıkan telefon modelinde çok daha iyi ve “kullanıcı dostu” hale gelmesi, tüketicileri websitesine bile mobilden girmeye yönlendiriyor. Küçük bir ekrandan istediğiniz her şeyi halledebiliyorken neden daha fazla çaba harcansın? Neden bu durumda mobil yük- selmesin?
 
Ekran boyutları değişkenlik gösterse de tüketicilerin ihtiyaçlarını mobil cihazlarından ve hatta akıllı saatlerinden gün geçtikçe daha fazla çözümlediği bir gerçek.


Wearesocial verilerine göre 2020 yılında Türkiye’deki 16 yaş üzeri tüketici grubunun akıllı telefon sahiplik oranı %89 ve internet penetrasyonu da %74. Artık öyle bir noktaya gelindi ki akıllı telefonlar arayarak iletişim kurmaktan öte internete girebilmek ve online aktiviteleri gerçekleştirebilmek için sıklıkla tercih ediliyor. Telefonun ana kullanım nedeninin arayarak iletişim kurmaktan, internete bağlı olmaya kayması, WhatsApp, FB Messenger gibi sadece internete bağlı olmayı gerektiren anlık mesajlaşma uygulamalarıyla yeni bir boyut kazandı ve bu yeni boyut artık görüntülü konuşma ihtiyacının da artmasıyla birlikte gelişerek hayatımızda kalıcı olarak yer edinmeye devam ediyor.
 
Günlük internet kullanım süresinin ortalama 7 saatten fazla olduğunu düşünün. Türkiye’deki 62 milyon internet kullanıcısının 58 milyonu internete mobil üzerinden erişim sağlıyor; yani tüketicilerin %94’ü. Mobilden internete girme süresi ise ortalama günlük 4 saat. internete mobilden girme oranında 2019 yılıyla kıyaslandığı zaman %1.4’lük bir artış kaydedildiğini de görüyoruz.



İnternette cihaz bağımsız en fazla kullanı- lan sitelere baktığınız zaman genellikle sosyal medya, VOD platformları ve arama motorlarının her zaman en tepede olduğunu görürsünüz. Bunun nedeni yukarıda da bahsettiğimiz kilit nokta yani “internete bağlı olma”. Bunun da altında yatan motivasyonlar sosyal medya uygulamaları, VOD platformları ve özellikle pandemiden sonra iyice popülerlik kazanan internet üzerinden alışveriş yapma kanalları. 16 yaş üzeri tüketici- lerin %64’ü sosyal medya kullanıyor ve günlük olarak ortalama sadece sosyal medyada 3 saate yakın süre geçiriliyor. Bu senaryoda “mobilin yükselişi” başlığı bile durumu azımsamak olabilir çünkü neredeyse her şeyi mobil üzerinden yapar duruma geldik.
 
Teknoloji alanındaki inovasyonlar; ses asistanları veya akıllı ev sisteminin akıllı telefonlarla entegre olabilmesi gibi yenilikler tüketicileri daha fazla mobil olmaya çeken faktörler arasında yer alıyor. İnternet kulla- nımı olan tüketicilerin %45’i hali hazırda ses asistanı kullanıyor. İnovatif gelişmelerin tüketicilerin deneyimini kolay ve ihtiyaca yönelik bir şekilde zaman kazandırması önemli bir faktör oluyor.
 
Tüketicilerin internette geçirdikleri za- mandaki online aktivitelerine bakıldığında %93 ile video izleme ilk sırada yer alıyor. Yani VOD platformları, pandemi dönemi ön- cesinde de tüketilen platformlarken, salgın bu artışı zirveye taşıyan nokta oldu aslında. Sonrasında ise %72 ile canlı müzik akışının olduğu platformlar geliyor. Genel olarak oyun oynamanın hangi cihazlardan gerçekleştiğine bakıldığında %80 ile mobil öne çıkıyor.
 
Wearesocial istatistiklerine göre mobil üzerinden en fazla kullanılan uygulama kategorilerinin başında %92 ile anlık mesajlaş- ma uygulamaları gelirken bunu %92 ile sos- yal medya, %83 ile VOD, %64 ile müzik ve navigasyon uygulamaları ve %61 ile alışveriş uygulamaları takip ediyor. Bu uygulamala- rın indirilme sayıları özellikle pandemiyle birlikte daha da arttı. Artık mağaza/market- lerden alışverişi tercih eden tüketiciler de mobil uygulamalara kaydı ve bu da mobil ile birlikte aslında e-ticaretin yükselişine zemin hazırladı.
Mobil kullanıcıların %48’i yeni teknoloji trendlerini ve gündemini takip ettiğini belirtirken, %35’i mobilden çok fazla harcama yapıyor olmaktan endişeleniyor. %30’u ise şirketlerin kendi kişisel verisini nasıl kullandığı konusunda endişeli olduğunu belirtiyor.
 
Artık “bütün dünya tek bir tıkla elinin altında” sloganından daha fazlası gerektiği için burada önemli olan nokta tüketicilerin gerçekten hangi ihtiyacı doğrultusunda ne motivasyonla mobili kullandığını bilebilmek. “Sıçrayışı sağlayan temas noktaları ne- ler” bunları kestirebilmek. GlobalWebIndex’in 2020 Q2 araştırma verilerine göre Türkiye’deki mobil kullanıcıların dijital ve teknolojik davranışlarına bakıldığında %65’i yeni teknolojik cihazları kullanırken son derece rahat ve özgüvenli olduğunu belirtiyor. Bu az önce bahsettiğimiz yeni teknolojik özelliklere, trendlere ve inovasyona olan istek-merak duygusundan geliyor. Mo- bil kullanıcıların %48’i yeni teknoloji trend- lerini ve gündemini takip ettiğini belirtir- ken, %35’i mobilden çok fazla harcama yapıyor olmaktan endişeleniyor. %30’u ise şirketlerin kendi kişisel verisini nasıl kullandığı konusunda endişeli olduğunu belirtiyor.
 
Dijital çağda yaşarken mobilin yükselişiyle birlikte tüketicilerin öne çıkan kaygıların- dan biri de kişisel veri gizliliği ve dijital ayak izlerinin kendi izinleri dışında kullanılması. Aslında ne kadar fazla mobil ve online olu- nursa kişisel veri de internette o kadar çok iz bırakıyor. Wearesocial verilerine göre tüke- ticilerin %50’si de ad-blocker kullandığını belirtiyor. Mobil uygulamaların popüleritesinin önümüzdeki dönemlerde daha fazla artacağı göz önünde bulundurulduğunda, tüketici verileri hakkında şeffaf olan ve gü- venlik politikasını kuvvetlendiren markalar yerini sağlamlaştıracak denebilir.
 
Global Web Index verilerine göre tüketicilerin interneti kullanma nedenleri detaylı incelendiğinde karşımıza günlük hayatımızda bizim de ihtiyaç doğrultusunda yaptığmız davranış biçimleri çıkıyor; tüketici- lerin %81’i belirli konular hakkında bilgi sahibi olup araştırma yapmak, %76’sı gün- demi takip etmek ve güncel kalmak, %70’i bilmedikleri konular hakkında yönlendirme almak için ve “ne nasıl yapılır videolarını” izlemek için tercih ediyor. Tüketiciler için internetin ana bilgi kaynağı olarak konum- landığını söyleyebiliriz. Mobil internet ile her şeye hızlıca ulaşabilme imkanımızın ol- ması, mobilin yeni ansiklopedi olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bilgi alma dışında tüketicilerin %66’sı ürün araştırmaları yapıyor ve %63’ü ise yeni fikirler bulmak için interneti kullanıyor. İnternet ilham kaynağımız da denebilir.
 
Mobil spesifik davranışlarda ise anlık mesajlaşma uygulamalarının yanında navigasyon ve harita kullanımı öne çıkıyor. Ayrıca hava durumu ve online bankacılık (uygulama üzerinden) tüketicilerin sıklıkla mobili tercih etme nedenlerinden.
 
GroupM Türkiye COVID-19 Araştırmaları gösteriyor ki mobildeki ivmeyi arttıran en önemli faktör; karantina dönemi. Tüketiciler karantina döneminde edindikleri alışkanlıkları sürdürmeye devam ederken, bunun mobil kullanımdaki artışta da etkisinin olması su götürmez bir gerçek. Özellikle karantina dönemiyle birlikte dışarı çıkılamaması, tüketicileri ev odaklı davranış biçimleri sergilemeye itti. Hepimiz evlerdeyken de, en temel ihtiyaçlarımızı evimize taşımamıza olanak sağlayanlar kazandı. Yani mobil uy- gulamalar. 2021 trendlerinde de öngördüğümüz, mobili öne çıkaran oyuncu “uygulamalar”, pandemi döneminin kazananlarından oldu. En çok kullanılan uygulamalara bakıldığında anlık mesajlaşma platformlarının dışında özellikle sosyal medya, e-ticaret, e-devlet ve VOD platformları önemli role sahip uygulama türleri oluyor.
 
Tüketiciyi mobil uygulama kullanımına iten diğer önemli faktörlerden biri de sinema ve kültür-sanat aktivitelerinin kısıtlanması oldu. Sinemalara gidemediğimiz noktada VOD platformlarına yönelerek istediğimiz içeriği, istediğimiz anda ve yerde izlemeye başladık. Aynı şekilde müzik uygulamaları da yine bu dönemde öne çıktı. E-ticaret ise mobil kullanımını tamamen başka bir boyuta taşıdı. Tüketiciler bu dönem ile birlikte yiyecek & içecek satın alımını da e-ticarete taşımakla birlikte neredeyse her kategorideki alışverişini online’dan yapmayı tercih edi- yor. E-ticaret uygulamaları, kategori, marka çeşitliliği ve rekabetçi fiyatlar ile son dönemlerde tüketicide sıklıkla gördüğümüz smartshopper davranışının en büyük des- tekçisi denebilir.
 
Wearesocial verilerine göre 2020 yılında Türkiye’deki 16 yaş üzeri tüketici grubunun akıllı telefon sahiplik oranı %89 ve internet penetrasyonu da %74.
 
Mobil üzerinden gelişen temassız teknolojiler de tüketicinin hijyen anlamındaki kaygılarını gidermeye yardımcı olan bir faktör oldu. Buna örnek olarak ATM’lerde kart kullanmadan QR kod ile işlem yapılabilmesi veya bir restauranta gidildiği zaman menüye dokunmadan yine aynı şekilde QR kod ile sipariş verebilmek, günlük rutinimizi devam ettirmemizi sağlayan yardımcılar oluyor.

 Ekonomik ve sağlık & hijyen anlamında kaygı ve korku içerisinde hissettiğimiz anlarda ürünleri kapıya bırakan hızlı teslimat seçenekleri, fiyat ve performans karşılaştır- ması yapabilmek ve ürünü sorunsuz bir şekilde tek bir “tık”la teslim almak e-ticaret tercihlerini artırdı. Markalar her gün geliştirdikleri ve düzenlemeler yaptıkları uygula- malar ile mobile yönelmek için aslında çokça neden yaratıyor bu noktada. Buna en güzel örneklerden biri Trendyol; kategori yelpazesi çok geniş olmasına rağmen bir de kendi market uygulamasını geliştirerek yiyecek & içecek alanında da biz, baz oluşturmayı amaçlıyor. Dikkatleri çeken bir önemli başka konu ise daha genç jenerasyonlar dışında X kuşağı ve baby boomers şeklinde adlandırılan daha olgun yaş grubu kitlesinin de mobil ile dijital kanallara son dönemde yönelmesi oldu. Yüksek yaş gruplarının da karantina ve yeni normal dönemi ile birlikte vakit geçirmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeni yollar bulduğu ve mobil internete yöneldiği bir dönemi yaşıyoruz. Aslında burada en önemli noktanın “ihtiyaç” olduğunu söyleyebiliriz. Mobil kullanımındaki artış tüketicilerin, insanlardan uzak, izole ve güvenli bir dönem yaşama ihtiyacıyla şekillendi. Sınır tanımayan bir hızla da gelişmeye, ilerlemeye devam ediyor. Artık jenerasyon sınırı da tanımıyor ve her yaş aralığında tüketici, mobil kullanımının kolaylığını fark ettikçe devamı da geliyor.
 
Tüketicide marka sadakatinden öte, kanal sadakatinin geliştiğini ve özellikle dijital-mobil’de yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Tüketiciler ikinci ve hatta belki üçüncü peak döneminden sonra da mobil interneti kullanmaya devam edeceğini belirtiyor. Bura- daki asıl önemli soru işareti, mobil internet tüketimi artarken markaların bu kanaldan tüketiciye nasıl ulaşacağı ve buradaki deneyimi iyileştireceği yönünde.
 
Apple şimdiden tüketicisinin güvenini kazanmak için veri güvenliği konusunu reklamlarında işlemeye başladı. Tüketicilerin en büyük endişelerinden biri dijital ayak izi ve kişisel bilgilerinin takip edilmesi ve kul- lanılması. Bunu dikkate alarak ona göre aksiyon alan markalar önümüzdeki dönemde de öne çıkacak. Güvenden sonraki aşama ise uygulamaların tüketiciye en rahat edeceği ortamı sağlaması, günlük hayatından zaman kazandırması, işini uzatmak yerine kısaltması kısacası hayatını kolaylaştırması. Buna ödeme sistemlerinin kolaylığı gibi bir çok alandan örnek verebiliriz. Ayrıca akıllı fiyatlandırmalar ve kategori-marka çeşitliliğini arttırmak da tüketiciyi başka arayışlara gitmekten alıkoyuyor. Son olarak da satın alımdan bir sonraki aşamada kargo, teslimat hızı ve kalitesi oluyor. Markalar bu ana bileşenleri kendi mobil uygulamaları veya web sitelerinde hayata geçirdiği noktada tüketicinin takdirini kazanıyor olacak.