Tüketiciler Hızlı Tüketim Mallarında Çevreye Duyarlılık İstiyor.

Hızlı tüketim malları sektörü (FMCG) farklı ürünlerden oluşan, birçok ürün dizisi ve ürün karmasını barındıran büyük ölçekli bir endüstri. Tüketim ömürleri 6 aydan az olan hemen her ürün hızlı tüketim malı olarak tanımlanıyor.
 
Kantar araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre, FMCG sektöründe yapılan harcamaların beşte biri kendini çevreye duyarlı tüketici olarak tanımlayan tüketiciler tarafından yapılıyor. Araştırmada 35 yaş üstündeki tüketicilerin ürünlerin geri dönüşümüne 35 yaş altına oranla daha duyarlı oldukları açıklanıyor. Rapor, çoğu markanın çevreye duyarlı tüketici olarak 35 yaş altını gördüğünü ve burada yanlış bir değerlendirme yapıldığını vurguluyor.

19 ülkeden 80.000 katılımcı ile yapılan çalışmada çevreye duyarlı tüketiciler 3 grupta inceleniyor: tamamen çevreye duyarlı ürünler talep edenler, çevreye duyarlı ürünleri tercih edenler ve ürünün çevreye duyarlı olmasına dikkat etmeyenler. Bu tüketici gruplarının %46’sı üretimden kaynaklı olarak doğada meydana gelen gelişmelerden olumsuz olarak etkilendiklerini düşünüyorlar.
 
Araştırmada tüketici davranışına ve kararlarına yön veren faktörlerin en önemlileri ebeveynler, varsa çocukları ve yakın arkadaş çevresi olarak ortaya çıkmış. Özellikle genç yaştaki nüfusa örnek olabilecek davranışlar sergilemenin hem yakın çevreye hem de topluma olumlu yönde etki yapabileceği tespit edilmiş.
 
Çalışmada marka yöneticilerine tüm yaş gruplarını hedef alan, çevreyle dost üretim olanaklarının kullanıldığı ve fiyatları uygun olan ürünlerin üretilmesi tavsiye ediliyor. Çevreyle uyumlu ve dost ürün satın almanın “bir ayrıcalık” olmaması yönünde vurgu yapılıyor. Buna gerekçe olarak bazı ürünlerin, ürün dizisindeki diğer ürünlerden daha yüksek fiyatla satışa çıkarılması gösteriliyor.

Tüketicilerin Endişe Duyduğu Boyutlar
Tüketicilerin %16,9’u iklim değişikliğinden, %14,8’i ise plastik üretimi ve kullanımından endişe duyuyor. Tüketicilerin başta plastik olmak üzere satın aldığı ürünlerin ambalajları ile ilgili olumsuz düşüncelere sahip olduğu belirtiliyor. Kendilerini mecbur kaldıkları tercihlerden ötürü suçlu gibi hissettikleri vurgulanıyor. Bunu önlemek için işletmelere sürdürülebilir malzemelerden yapılan ambalajlama öneriliyor.
 
Araştırma, işletmelerin sadece ambalaj değişimi gibi tekil önlemler yerine bütüncül bir yaklaşımla konuya yaklaşılmasını öneriyor. Çalışan hakları, üretim koşulları, yerel üreticilerle çalışma gibi diğer birçok boyutta iyileştirmeler yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Covid-19 sürecinde tüketicilerin doğa ile iletişimlerinde ve alışveriş yöntemlerinde ciddi değişimler yaşandığı açıklanıyor. Buna göre tüketiciler evde daha çok zaman geçiriyor ve çevrimiçi kanallardan alışveriş yapıyor. Fiziksel mağazada ürünü daha çok inceleme ve temas etme fırsatları varken çevrimiçi satış kanalında bunu gerçekleştiremiyorlar. Bu noktada tüketiciler ürün tedarikçilerinin de sürece dahil olmasını talep ediyorlar. Nihai tüketiciye sunulacak ürünlerde onların bir “filtre” görevi yapmasını istiyorlar.
 
Araştırma, tüketicinin çevreye duyarlı ürünlerin üretimi konusunda istekli olduğunu, bunun genişletilebilmesi için markaların ürün fiyatları konusunda daha uygun koşulları tüketiciye sunmaları gerektiğini öneriyor. Tüketicinin çevreye duyarlı ürünler için şu an normalden daha fazla ödeme yapmak istemediği vurgulanıyor.